Barselona Yarı Maratonu 2017

logo-mitja

Yarışsız geçen Kasım ve Aralık aylarında yeni yıla hedef koşu koyma planlarımız, uçak bileti kampanyasıyla birleşince ekip içinden 3-4 kişi kendimizi Eylül 2016’da Barselona Yarı  maratonu için bilet alırken bulduk.

Amaç en iyi süreyi koşmaksa birkaç konu önemliydi:

  • Hava koşullarının sert olmamaması ( Şubat ayı Barselona için 13-14 derece ortalama)
  • Düz bir parkur olması
  • Çoşkulu bir kalabalığın eşlik etmesi
  • Şehrin kendisinin güzelliği

Barselona bunların tamamını fazlasıyla veriyordu. Yarış tarihini beklemeye başladığımız sıralarda, hava yolu kampanyalarına yenileri eklenince, yarışa 1 ay kala 11 kişi olmuştuk. Airbnb.com‘dan büyük bir ev kiraladık. Seyahat gününü beklemeye başladık.

Uçuş günü geldi çattı, 2-3 farklı grup farklı günler ve tarihlerde bilet aldığı için dalga dalga Barselona’ya doğru yola çıktık.

 

 

Yurtdışına çıkarken gideceğiniz şehrin toplu taşıma programını önden telefonunuza yüklemeniz, gittiğinizde pratiklik sağlıyor. Ben unuttuğum için google maps’e başvurdum çok kullanışlıydı. Kalacağımız yere nasıl gideceğimizi en açık haliyle gösterdi. Merkeze çok yakın olmamıza rağmen  3-4 gün kalacağımız için sınırsız bilet almak gibi bir gaflette bulunduk. Siz siz olun 10’lu biletlerden alın.

40 dk süren bir yolculuktan sonra starta çok yakın olan evimize varmıştık. Yemek yemek için çok vakit geçirmeden kendimizi Barselona sokaklarına bıraktık.

 

 

Sonraki günlerde bir iki kez daha karnımızı doyuracağımız Bacoa’da aldık soluğu, değişik bir sipariş yöntemi var, istediğin hamburgerin çeşidini işaretleyip formu teslim ediyorsunuz. Hamburgerlerini çok beğendik. Şehirde 3 farklı şubesi var. Birini bulup denemenizi tavsiye ederim.

 

 

Buradan eve tekrar uğrayıp kalan eşyaları da bıraktıktan sonra ilk iş olarak Sangria ve Tapascının yolunu tuttuk. Evet, buraya kadar çok da yarış raporu gibi olmadı ama bu kısımlarını anlatmadan da olmuyor.

 

 

Ve Cuma sabahı Barselona’da ilk sabah koşumuzu yapmak için beş kişi yola çıktık. Ekibin bir kısmı yol yorgunu, bazılarının da hafif sakatlığı olduğu için küçük bir ekiple keyifli bir parkur koştuk.

 

 

 

Koşumuzu tamamladıktan sonra günün devamında yarış kitlerimizi almak üzere yola çıktık. Plaça Espanya’da bulunan büyük bir arenanın tepesindeki kit dağıtım yerine ulaşıp kitlerimizi aldık. Hatıra fotoğrafımızı çekip şehri biraz daha gezmek için kendimizi dışarı attık. Hedefte Montjuic vardı.

Yarış kitlerimiz aldık, yarış öncesi pozumuzu veriyoruz…
Kit dağıtımının olduğu arenadan Plaça Espanya manzarası.

Kit dağıtım alanının önünden otobüse binip Muntjuic tepesine çıktık, amaç oradan teleferikle aşağıya inmekti ama teleferik bakıma alındığı için aynı yöntemle merkeze döndük merkezi sokak sokak turlamaya devam ettik.

 

Teleferik üzerine, fıskiyeler de bozuk olunca ekip kendini kaybetti 🙂

 

Ve Cumartesi sabahı, önceki gün yaptığımız alışverişlerle donanımlı bir kahvaltı hazırladık.. Şehrin kalanını dolaştık, ertesi gün yarış olduğu için kendimizi çok da yormadan bir kaç önemli yeri ziyaret ettik.

 

 

veee yarış günü…

Öncelikle parkur ve eğim grafiğini paylaşmak istiyorum:

 

 

Öncelikle sizin de gördüğününüz üzere eğim neredeyse yok, parkurun bu kadar hızlı olmasına şaşırmamak lazım.  Parkur Barcelona’nın en güzel yerlerinden geçiyor.

Tek takıldığım tarafı 13.5k – 16km arasında Diagonal caddesinde, diğer yarışlarda da sevmediğim şekilde senden önde gidenleri caddenin karşısından ters yönde geçerken görüyorsun (biraz moral bozucu oluyor). Dönerken de sen binlerce kişiyi görüyorsun 🙂 . Hava durumuna gelirsek son güne kadar yarış günü yağmurlu olacağı yazıyordu. Son akşam yağışın öğleden sonra başlayacağını öğrendik. Sabah uyandığımızda da serin bir hava vardı. Geceden tedbirimizi almış aşağıdaki fotoğrafta da gördüğünüz üzere çöp poşetlerinden rüzgarlık yapmıştık, inanılmaz işe yaradılar.

Emanete eşyalarımızı bıraktık, hız gruplarına göre ayrılan kısımlarda yerimizi aldık ve yarış başladı.

Barcelona hatırası.

 

Yarışa kayıt olurken madalyaya süre işlemeyi seçmiştim, erken davranıp onu yaptırdım, güzel anı oluyor. Fiyatı abartı olmadığı sürece her yarışta yapmayı planlıyorum.

Yarış sonrası ortalıkta biraz takılıp eve koştuk, duş aldıktan sonra kaybettiğimiz enerjiyi yerine koymak için şehrin en güzel bira ve burger yapan mekanlarından birinde soluğu aldık. >> Chivuos

üstüne kahve, Satan’s Coffee..

ve akşamında kapanış… Sangria ve Tapas’la hoşçakal Barcelona..


Aktif Yaşam Tarzı İçin Akıllı GPS Saati: Garmin Vivoactive HR

R_vivoactiveHR_HR_1001.12

Kendisi Garmin’in Şubat 2016 sonunda tanıttığı ancak muhtemelen stok yetiştiremediği için Nisan ayında önce Amerika’da, kısa bir süre önce de Türkiye’de gördüğümüz yeni nesil akıllı spor saati.

Ocak 2015’de tanıtılan Garmin Vivoactive’in başarısından sonra bu saate nabız ölçme teknolojisi ekleyip piyasaya sürmeleri çok olasıydı, ki aynı şeyi Fenix 3’den Fenix 3 HR modeline geçişte de yaptılar, her iki saatte Garmin’in ikinci nesil bilekten optik sensörle nabız ölçme teknolojisi olduğunu görüyoruz, ilk olarak Garmin Forerunner 225‘e koydukları bu özellik, sıkıntılarından arındırılmış performansı artmış ikinci nesliyle karşımızda. Aynı optik sensör Forerunner 235 modelinde de var.

Bu saatin ilk versiyonu olan Garmin Vivoactive modelinde en hoşuma giden özellik esasen bilekte yokmuş hissi veren 38gr ağırlığıydı, (20-30 gr ne farkeder diyenleri 10k koştuktan sonra görmek isterim) beraberinde gelişmiş GPS performansı, çoklu spor modu, günlük adım takibi olması da diğer beğendiğim özellikleriydi. telefona gelen bildirimlerin ekranda gözükmesi de gündelik hayatta çok işe yarıyor.

Yeni HR modeliye özellikler korunarak ağırlık 10 gr artmış, kare tasarım kasa ekran boyutu değişmeden dikey diktörgen şekline dönüştürülmüş durumda, nabız ölçümü sebebiyle de kasa kalınlaşmış.

karsilastirma

Eskisinden farklı olarak barometrik altimetresi var, yükseklik ölçümünü daha doğru veriyor, pusulası da gps odaklı değil manyetik. Maalesef şu an için sadece siyah renk seçeneği var,  kayışta da çok bir seçenek yok, bir diğer ilginç nokta bilek kalınlığına göre sipariş vermek gerekmesi. (regular ve xl olarak iki seçenek var, çok da ince bileklerim yoktur ama XL’nin yakınından bile geçmedim ölçüm yapınca regular aldım) Türkiye distrübitörü Baytekin, uygunluk için şöyle bir tablo yayınlamış, almak isteyenlerin öncesinde ölçüm yapmasında fayda var.

160516053401_vivoactiveHR - olcutablosu

Garmin’in özellikle son bir yılda çıkan modellerinde Connect IQ mağazasından saati kişiselleştirebiliyorsunuz, widgetler, saat arayüzleri ve uygulamalar yüklenebiliyor.

İlk kullanımda fenix3’den geçtiğim için (82gr) saatin bileğimde olduğunu hissetmedim bile, sadece görsel ve titreşim ile uyarı verdiği için, sesli uyaran olmamasını başta garipsedim ama çok sorun edeceğim bir şey değil. Spor esnasında değerler arasında geçişi tuşlardan değil de dokunmatik ekrandan yapmaya da alışmak lazım. Pil ömrü de bilgilerinde gps açıkken 10 saat olarak yazılmış, yani ultra maratona girmediğiniz sürece pili son derece yeterli. (edit: Bugün ormanda 2 saat koştum, %100’den başladım GPS ve HR açıktı, pil %87’ye düştü koşuyu bitirdiğimde.)

Nabız ölçümü konusunda doğruluğu konusunda yapılmış testler çok başarılı gözükse de henüz kendim test edemedim ama en kısa zamanda göğüs bandı takılı Fenix3 ile karşılaştırmalı olarak ölçmeyi planlıyorum 

Özetle koşuya yeni başladıysanız, klasik veriler dışında nabız görmek istiyorum ama göğüs bandı vs takmakla uğraşmak istemiyorum, (üst modellerde sunulan) ayrıntılı koşu dinamikleri analizi, vo2max ölçümleri, navigasyon görmesem de olur, fiyatı makul, gündelik olarak da kullanabileceğim, adım sayan kalori miktarı gösteren bir “akıllı” spor saatim olsun isterseniz Garmin Vivoactive HR versiyonu ideal bir seçim olur. Tabi ben biraz koşu odaklı değerlendirdim ama bisiklet, yüzme, cardio egzersiz vs çok yönlü bir kullanım alanı var. Onlarda da kullandıkça tecrübelerimi paylaşırım.


Manavgat Nashira Ultra Maratonu Ardından…

glrb_1125201521457AM_glrb_1021201555230PM_afisck

Yaptığım her orman, arazi koşusundan sonra, “asfaltta daha az koşacağım artık” , “harikaydı, her hafta geleceğim” gibi iç telkinlerime rağmen şartlar çoğu zaman şehrin içinde koşmaya mecbur ediyor beni.

Daha önce bir çok kez katıldığım Aydos ve Geyik koşularından sonra isteğim İstanbul dışında 30-35km’lik (bana göre) uzun bir parkur koşmaktı, bunun için sene içerisinde 3-4 trail yarışı seçtim. Ancak yakın zamanda yaşadığım sakatlıkların tekrarlamaması için işi yavaştan almanın sene sonuna doğru mesafeyi arttırmanın doğru olacağına karar verdim. Önümdeki ilk seçenek ilk defa düzenlenecek olan  11k-35k-80k parkurlarından oluşan Nashira Ultra Maratonu‘ydu. Doğasına hayran kaldığım topraklarda böyle bir yarışın organize edilmesine çok sevinmekle beraber, ilk kez düzenleniyor olmasının soru işaretleri de çok fazlaydı. Malum organizasyon işini çok iyi beceremiyoruz.

Bütün tereddütlere rağmen en azından 11k’lik parkurda yarışıp organizasyona destek olalım diyerek aynı şirkette  çalıştığım şirketin koşu takımında beraber yeraldığım arkadaşım ve koşuya yeni başlamış bir arkadaşımı da olaya dahil ederek üç kişi kaydolmaya karar verdik, en kötü ihtimal Antalya’da kısa bir haftasonu tatili yaparız diyerek de ikna ettik kendimizi.
Maratonun parkuruna kayıt esnasında dikkat etmemiş, mesafeye odaklanmıştım, bir kaç hafta kala siteye girdiğimde acı gerçeği fark ettim: 11k parkurun tamamı tırmanıştı!!
260 metre yükselme boyunca neredeyse hiç iniş yoktu, tabi 35k ve özellikle 80k koşanlar yanında lafı bile edilmez bir zorluk ama, işin başında olan biri olarak beni korkutmaya yetti.

2016-03-28 11-26-13 NASHIRA ULTRA 80 KM 81.00 km - Route at Movescount.com

Yarış 26 Mart 2016 cumartesi günü sabah başlayacaktı, biz bir gün öncesinde Manavgat’a ulaşıp yarışın da ana sponsoru olan Nashira otelinin yakınında bir otel bulduk, akşamında da gidip yarış kitlerimizi teslim aldık.

Diğer yarışlarda alıştığımızın aksine kaliteli ve iyi dizayn edilmiş bir tshirt, üzerinde parkurun haritasının olduğu iki kolluk, bir de maalesef bu ikisinin kalitesinden uzak üzerinde yarışın ismi ve logosunun olduğu bir buff çıktı. 11k parkurunda 35k ve 80k’nın aksine çip uygulaması yoktu, çip dediysem ayakkabılarımıza taktıklarımızdan değil, benim ilk defa gördüğüm yüzük şeklinde bir çipti. (Checkpoint noktalarında çıkarıp bunu cihaza okutmak gerekiyormuş.)

Kitlerin dağıtımdan sonra parkur için bilgilendirme toplantısına geçildi, her parkur için dikkat edilmesi gerekenler, saat bilgileri vs gerekli bilgiler verildi. Karşımızda işini ciddiye alan, kendileri de ultra koşusucu olan insanlar vardı, yarışmacıların sorularını da sabırla cevapladılar, bu toplantı sonrası yarışın havasına gerçekten girdim diyebilirim. Keşke 35k’ya girseydim diye de düşünmedim değil. Parkur hemen şurada:

 

su ve ikmal noktaları-1

Toplantıdan sonra koşuculardan 80k koşacak, daha önce bir kaç kez antrenman yaptığımız benim koşu saatlerine olan ilgimi bilen bir abimiz yeni aldığı Garmin Fenix3‘ü getirip Erdal şuna bu parkuru bir yüklesek diyorum biz beceremedik dedi. Hemen bir bilgisayar bulup önce güncelleme yaptım sonra organizatörün daha önce koştuğu .gpx uzantılı koşu parkurunu saate yükledim, bunu gören başka bir Fenix sahibi, ben de istiyorum dedi, ona da yükledik, bir başkası da Garmin Edge cihazını getirdi, onu da hallettik, en son herkese yaptım ben niye yüklemiyorum dedim kendime de attım parkuru.

Uzun süredir saatte bulunan ‘yüklediğin rotayı koşma’ özelliğini (navigasyon) test etmek istiyordum, bunun yanında son versiyon güncellemeleriyle gelen Vertical navigasyon özelliğini de çok merak ediyordum, bu özellik yüklediğimiz rotada ilerlerken “Elevation Pilot” yani yükseklik kazanım grafiği üzerinde tırmanışın neresinde olduğumuzu, ne kadar tırmandığımız ve ne kadar kaldığı gibi verileri görebiliyoruz. Rotada geçtiğimiz yerler de yeşil olarak gözüküyor.

IMG_7492garmin

Start alanına gitmek için saat 08:00’de Nashira otelinden servis bizi start’a götürdü. Yedek kıyafetlerimizin bulunduğu çantayı otobüste bırakıp ısınmaya başladık. Jandarmanın aldığı güvenlik önlemleri oldukça yoğundu, ancak bunun yanında alanda bulunan jandarma mensubu bayanlar yarışmacılarla fotoğraf çektirdi, sempatik tavırlarıyla ilgi odağı oldular.

 

12513738_1585107215144011_1652727895937053344_o

Saat tam 09:00’da geriye sayım yapıldı ve yarış başladı, ilk 2.5 km’lik parkur asfalt üstünden gidip daha sonra patikaya girildi. Yaklaşık 4.km’de önümdeki kişiyi takip ettiğim için yolu şaşırdım; saat uyarmasa daha da ilerleyecektim. “Rotadan çıktınız” diye uyarı verdi saatim (teşekkürler Garmin ) ama bu teknolojiye aşina olmadığım için emin olamadım ve 3-4 dk doğrusunu anlayana kadar kaybettim. Sonrasında hafif hafif tırmanışlarla 7.km’deki su noktasına gelindi. Baktığımda henüz 25 m yükselmiştik ve kalan 4.5 km’de tırmanacak 235 metre vardı.

Ve yarış burada başladı diyebilirim, daha dik tırmanışlarla 11.km’ye geldiğimizde arkalardan “hani 11 idi, bu niye bitmedi?” gibi şeyler duyuyordum (parkur 11.85k). Bu esnada 160. metrede idik ve altı üstü 800 metre kalmıştı. 100 metre mi tırmanacaktık?  Bir hata olduğunu düşündüğüm anda yol bitti. Kafamı kaldırdım, yarış işaretleri neredeyse duvar gibi dik kayaların üzerinde duruyordu. İki el, iki ayak bazen dizlerden yardım alarak burayı tırmandık. Ağaçların arasından açıklığa çıktığımda antik kent gözlerimin önündeydi. Bir an şaşkınlıkla duraklamış olacağım “hadi koş bitti! az kaldı!” sesleri duydum. Devam edip 100-200 metre sonra yarışı bitirdim. Çip olmadığı için hakemlerin kronometresine göre sonuçlar not edildi.

Finish’te bulunan su portakal, muz sandviç ikramları oldukça yeterliydi, parkur boyunca büyük bir fotoğraf ekibi görev yaptı. Sonradan öğrendim ki 17 kişilik bir ekipmiş ve Drone’la da çekim yaptıkları için onlar da teşekkürü hak ediyor. Bitişte bulunan jandarma erler selfie çekmeye çalışan bizlerin imdadına koşup “durun biz çekelim” yaptılar, şenlikli bir ortamdı… Biraz dinlendikten sonra eşyalarımızı alıp etrafı keşfe çıktık, antik kent büyüleyici, biraz turladık, fotoğraf çektik. 2000 yıldan eski tarihi bir kentin içinde olmak inanılmazdı. Merak edenler için kent hakkında bilgiye şuradan ulaşabilir.

IMG_7309

Otele dönüp üstümüzü değiştirdik karnımızı doyurduk, bu sırada 35k yarışı bitmişti ama 80k hala devam ediyordu, saat 7’de başlayan yarışı ilk üç sıradakiler 7 saat gibi bir sürede tamamlamıştı. 9 saatte geleceğini tahmin ettiğimiz arkadaşlarımızı karşılamak için şehir merkezinde bulunan bitiş noktasına gittik.

Yarış parkuru akşam 21:00’de kapandığı için ödül töreni pazar günüydü, bu yüzden dönüşümüzü pazar akşamına almıştık, Koşu arkadaşlarımdan Orçun, genelde 3.,yaş grubunda 1. olarak madalya ve kupa kazanmaya hak kazandı, törene katılımımız bizim için daha özel oldu bu yüzden. Ben de genelde 12. yaş grubunda 7. olarak tamamladım yarışı. Derece yapan daha önce beraber antrenman yaptığımız arkadaşlar da vardı. O yüzden oldukça şenlikli bir tören oldu.

IMG_7437

Burada özellikle kutlanılması gereken nokta, ödül törenine kaymakam, belediye başkanı, ilçe milli eğitim müdürü düzeyinde kalabalık bir protokolün eşlik ediyor olmasıydı. Bu düzeyde bir desteği hemen hemen hiçbir organizasyonda görmüyoruz. Genelde temsilen biri yönlendirilir, iş olsun diye bir kişi gelirdi. Belli ki gerçekten destek veriyorlar ve organizasyonu önemsiyorlar. Bu da seneye çok daha büyük ölçekli bir iş yapılacağı konusunda umut veriyor.

80k ile ilgili çok asfalt-yol geçişi vardı eleştirilerini duymuş olacaklar, seneye parkurun daha iyi olacağı sözünü vererek herkese teşekkür ettiler, katılan herkes için hazırlanmış sertifika da ince düşünülmüş bir ayrıntıydı, mutlu olarak ayrıldık. Emeği geçenlere, böyle güzel bir yerde koşmama aracılık eden herkese teşekkür ederim.

Seneye 35k hayaliyle, keşke olsaydı dediğim şeyler arasında:

– Yarışın ana sponsoru olan Nashira Otel’in yarışmaya katılacaklara özel fiyat vs bir takım teklifleri olması iyi olurdu. Otel boş olmasına rağmen, çoğu kişi muhtemelen fiyat avantajı sebebiyle başka otellerde konakladı.

– Özellikle 80k finishinde halk ve diğer sporcuların katılımına yönelik planlar geliştirseler iyi olur.

Yarışın websitesi: http://www.manavgatnashiraultramaraton.com/tr/